Yerel medya talana çanak tutmamalıdır! – Müge Okur

Bu yazıda uzun uzun medya etiğinden bahsetmeyeceğim. Gazetecilerin, habercilerin ya da yazarların tarafsızlığından dem vurmayacağım. Çünkü gazetecilerin tarafsız olduğuna dair bir inancım asla olmadı. Bana göre gazeteci daima taraftır. Çünkü insandır, vicdandır, sesini duyuramayanların sesidir. Yaşamak zorunda bırakıldığımız günlerde öyle de olmalıdır. Haberin objektifliği ise bambaşka bir konudur.

Yazıya konu edindiğim yerel bir medya sahibinin dergisinde yer verdiği haberdir. Aylardır Altınova’da sahilden maden çıkarılmasına dair ciddi itirazların yükseldiği, ÇED toplantısının yapılacağı gün insanların birlik içinde Altınova’ya akın ettiğini hepiniz biliyorsunuzdur. Günlerce yerel ve ulusal medyada haberler yayımlandı. Ekoloji ve çevre üzerine haber yapan medya mecraları konuya geniş yer vermiştir. Aralarında yıllardır haber yapan, bu ülkenin saygın gazetecileri de vardır. Ulusal medyanın görmediği, duymadığı şen şakrak haberlerle her şeyin fazlasıyla yolunda olduğu imajının çizilmeye çalışıldığı ve bunun artık eleştirdiğimiz medyanın iliklerine kadar işlediği günlerde Ayvalık’ın sesi olmayı kabul ettiler.

Özellikle Ayvalık’ta yerel medya tuhaf bir ilişkilenme içindedir. Habere daima para olarak bakan, manşet haberlerden ücret talep edebilecek kadar işi ileriye götüren bir medya türemiştir. Bunlar elbette başka bir yazı ve eleştiri konusudur. Burada anlatılmak istenen yerel medyanın tercihleridir. Yaşadığınız yer ile ilgili haber yaparken, ertesi gün sokakta yürüdüğünüzde insanların yüzüne nasıl bakacağınızdır. Ama elbette böyle bir habercilik tarzına ön ayak olup bunu kurumsallaştırmaya çalışmak beraberinde pişkinliği de getirir. Yerel gazeteci biraz da bunları düşünmek, yaşadığı yere de sahip çıkmak durumundadır.

Bir beklenti ile haber yapmak beraberinde bazı sorunlara yol açar.Yalnızca kendisini değil meslektaşlarını da ilgilendiren bir duruma neden olur; haberin alınıp satılan bir meta olduğuna, baskı ile sümen altı edilebileceğine, karşılığı verildiği sürece istenilen haberlerin yapılabileceğine inanan bir kitle yaratır. Oysa ki haber yapmak öyle bir şey değildir. Haberciliğin tarafsızlığından çok bu kısmı önemlidir. Etik ve mesleki ahlak tartışmalarının tamamen atlandığı şu zamanlarda biraz da gazetecilerin vicdanına ve insafına ihtiyaç duyulmaktadır.

Türkiye’de denenmemiş bir yöntemle maden aranması konusu haber yapılırken araştırılması ve farklı alanlardan görüş alınması gereken bir konudur. Şirket sahibinin iddialarını toz pembe bir masal gibi halka sunmak yaşadığın yere ve oranın halkına sırtını dönüp, itirazlarına kulak tıkamaktır. Üç kuruş (ki elbette çok daha fazlasıdır) para için gazetecilik mesleğini icra ederken bu şirketlerin koltuk deneğine ihtiyaç duymak ilerleyen zamanlarda en iyi parayı verenin mayın eşeği olmak dışında bir kariyer getirmeyecektir.

Aylardır üniversitelerden bilimsel görüşler alan, değişik boyutları ile birlikte konuyu uzun uzun tartışan, itirazlarını yükselten Ayvalık halkının da eminim söylecek sözü vardır. Üstelik ‘Halka temiz bir deniz’ bırakacağını iddia eden şirket yetkilisinin söylemlerini bir çırpıda çürütecek kadar da konuya hakimdir. İddia edilen ekonomik boyutun böyle bir talan karşısında bir halka, ülkeye değil yalnızca söz konusu şirkete yarayacağı ve aynı şirket buralardan giderken ardında ölü bir deniz bırakacağı daha şimdiden bilimsel raporlarla kanıtlanmıştır. Şirketin niyetlendiği biçimiyle maden çıkarma faaliyeti o kadar masum ve tüm bir kamunun yararınaysa ÇED süreçlerine ne gerek vardır? Onca bilim insanı ve alanında uzman kişiler durumun vahametini ortaya koymuşken, bu durum görmezden gelinip parlak kuşe kağıtlardan yapılmaya çalışılan şey meşrulaştırılmamalıdır. Yerel gazeteci talana asla çanak tutmamalıdır.

Yazının başında da söylediğim gibi mazlumun, mağdurun sesi olmayı reddeden bir haberci tarafını çoktan seçmiştir. Seçtiği tarafın halktan yana olmadığı da çok açıktır.İçinden geçtiğimiz şu günlerde en çok da gazetecilerin vicdanına, merhametine ve dimdik omurga ile mesleğini icra etmesine ihtiyacımız vardır. Aksi istikamette yol tutan günü gelir kırık omurgasına koltuk değneği de bulamaz. Şirketin koltuk değnekliği de kendi işini görene kadardır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir