Sürdürülebilir yaşam tartışmalarına dair kısa bir giriş

Ekoloji mücadelelerinin, yaşanabilir bir dünya kaygısıyla hız kazandığı günümüzde “Sürdürülebilir yaşam” tartışmaları da gündemimize girmeye başladı. Aşırı tüketim, üretmeden tüketim gibi kavramları sorgulayan tartışmalara mütevazı bir katkı sunmak amacıyla papalina.org’de konuya ilişkin bir köşe oluşturduk. Sürdürülebilir yaşam tartışmalarını içeren yazılarınızı sizler de paylaşabilirsiniz.

“Tüketici yaşam(a), yavaş yaşa, az tüket, yaşamı çoğalt, üret…”Bugün aslında yarın gibi, insanlığın ilk evrilmeye başladığı andan itibaren ilkel benliğine kodlanmış, ancak günümüzde görece bizden uzak olan bu mottolarla yola çıkan bir dünya görüşüdür

Kalıcı tarım, kalıcı kültür anlamındaki permakültür kelimesi sürdürüle bilir yaşamın en önemli ayağı olan sürdürülebilir tarımı ifade eder. Bu noktada söz konusu terim biçimi, kent soylu, endişeli modern kitlenin tomarla para döktüğü organik tarım fasaryası değildir! Aslolan üretmek ve çoğaltmaktır.

Çevresel, sosyal ve ekonomik olmak üzere üç alt başlıkla dünya yaşamını ele almaya çalışır. Yeryüzüne özen göstermek, insanlara özen göstermek, nüfus ve tüketime sınır getirmek şeklinde üç ana ilke üzerine şekillenmiştir. Bütün yaşam sistemi için gerekli koşulları sağlamaya,insanların gıda, barınma, eğitim, tatmin edici iş ve keyifli insan ilişkilerine sahip olarak sağlıklı bir şekilde var olabilmeleri için çalışan ve zaman, para veya enerji gibi ihtiyaçlarını kontrol altına alarak yukarıdaki ilkeleri desteklemek için kaynak ayrılması gerektiğinden yola çıkar.

Popülist söylemde doğa ile iç içe bir yaşamın beton üstüne oluşturulmuş yapay bitki adacıklarının ötesinde olduğundan hareketle doğa ile yaşamın, doğada yaşam olduğunu savunur. Burada kastedilen şey elbette mağarada veya toprak damlı evlerde yaşama zorunluluğu değildir. Kastedilen, sürdürülebilir yaşamın ilkelerine bağlı hayat sürmektir. Doğaya dokunmanın gerekliliğine inanır. Bir bitki tohumunu alıp çimlendirip ondan yeniden meyveler elde etmeden doğaya dokunmuş saymaz insanları. Sürdürülebilir yaşam, dünya insanının eşit kaynak kullanımına yönelik bir politik görüş üzerine temellenmiştir. Bu noktada her türlü sınıfsal ayrıma karşı durur. Çünkü tüketmek yerine üretmeyi amaçlar. Zira varsıllığın temelinde yatan artı ürün kar maksimizasyonu ve mono ekonomik faaliyetlerin tümü sürdürülebilir yaşam ilkesine aykırıdır.

Üretmek sosyalist bir eylemdir, buna karşılık üretmeden tüketmek ise kapitalist sistemin bir yansımasıdır.  Buna örnekse permakültürün en yaygın uygulandığı ülkelerden birisi Küba’dır.

Özetle, üst kimlik olarak kendini dünyalı addeden her insan bireyinin doğal olarak sahip olduğu hayat algısıdır sürdürülebilir yaşam.

Sürdürülebilir yaşam tartışmalarına dair kısa bir giriş” için bir yorum

  • 18 Aralık 2018 tarihinde, saat 10:47
    Permalink

    Yazdıklarınız çok güzel.
    Sosyalist bir dünyaya kavuşmak umuduyla.
    Umut geleceğin enerji içecekleridir.

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir