Mehmet Kuzu: ‘Kooperatifler, yoksunlukları gidermek için bir ilaç’

 

Söyleşi: Müge Okur


Mehmet Kuzu İzmir Selçuk’ta CHP’nin Belediye Başkan Aday Adayı. Kendisini farklı kılan ve bu söyleşiye konu olan özelliği ise Kooperatif Belediyeciliğini savunması. Günümüz koşullarında belediyelerin de artık farklı bir bakış açısıyla yönetilmesi gerektiğine dikkat çeken Mehmet Kuzu Kooperatif Belediyeciliğinin nasıl oluşturulabileceğini, yöntemlerini ve etkinlik alanlarını anlatıyor

 

Merhaba Mehmet Bey, sizi biraz tanıyabilir miyiz?

Haziran 1986’da İzmir’de doğdum. Annem Şirinceli, babam Buldanlıdır. Çocukluğum Selçuk’ta geçti, yaz tatillerinde hep çalıştım. Şirince, iş hayatımın başladığı yer oldu, dayımın işletmesinde garsonluk yapardım. İzmir Atatürk Lisesi ve ardından ODTÜ’de eğitimime devam ettim. Eğitmenlik yönüm güçlüdür, anlatmayı ve bilgimi paylaşmayı severim. Üniversite hayatımda hep özel ders verdim, üniversite sonrası eğitmenlik yapmaya başladım. Proje hazırlama ve yönetme eğitimleri veriyorum. İstatistik okuduğum için araştırma ve raporlama danışmanlığı yapıyorum. Pek çok kamuoyu araştırması ve siyasi eğilim araştırmalarında analist olarak görev aldım. Son beş yıldır belediyelere danışmanlık yaptım, Seferihisar, Selçuk ve Konak Belediyeleriyle çalıştım. Gönüllü çalışmalarımız kapsamında Ankara Yenimahalle ve Çankaya Belediyeleriyle de iletişimim oldu. Yani şu ana kadar beş farklı belediyeyi tanıma olanağı buldum. Selçuk Belediyesi’ne danışmanlık yaptığım dönemde kooperatifçilikle tanıştım. Yaklaşık dört yıldır bu alanda özel olarak çalışıyorum. Türkiye’de kooperatif girişimlerin çoğalması, kooperatiflerin güçlü bürokrasilerinin olması için çabalıyorum.

Yerel seçimlere farklı bir söylemle hazırlanıyorsunuz; Kooperatif Belediyecilik. Bildiğimiz anlamda kooperatiflerden farkı nedir Kooperatif Belediyeciliğin?

Kooperatifler, demokratik ve katılımcı işletme yapılarıdır. Belediyelerin de toplumcu bakış açısına sahip olmasını istiyorsak katılımcı ve şeffaf olmasını bekleriz. Aynı zamanda belediyelerin şehrin ekonomik refahını artırması da beklenir. Refah seviyesinin artması istihdam, gelir dengesi ve rantın adaletli bölüşümü ile olur. Kooperatif Belediyecilik, tüm bu beklentilerin somutlaşmış hali. Yani belediye hizmetlerinin sunumunda kooperatif yapıların kullanılmasıyla demokratik katılımı sağlarken kentlileri üretime teşvik ederiz ve aynı zamanda elde edilen ürünler sayesinde yeni pazarlar oluşur ve istihdam olanakları artar. Sadece ürün elde etmek için de değil, giderleri ortaklaştırarak verimlilik sağlamak, ortak hedefler doğrultusunda kooperatif ihracat yapmak da bu kapsama girer. Belediyeler öncü olur, o kentteki diğer sivil toplum örgütleriyle dayanışma içerisinde tüzel kişiler ortaklığında kooperatif girişimleri kurar. Turizm, tarım, üretim ve pazarlama alanlarında işbirlikleri yapılabilir. Selçuk’ta kurduğumuz “SETKA” da bunun bir örneği. UNESCO süreciyle birlikte Selçuk turizminin koordineli yönetimi ve tanıtım, turizm giderlerinin ortaklaşması için bir Turizm Geliştirme Kooperatifi kurduk.

CHP’den aday adayısınız. Yaptığınız çalışmalar ya da Kooperatif Belediyeciliği projenizle ilgili nasıl tepkiler alıyorsunuz?

Şu ana kadar beklentimin çok üzerinde olumlu tepkiler alıyorum. Ankara’dan, Hatay’a kadar pek çok farklı şehirden ilgi beyanı aldım. Bunun dışında CHP Genel Merkezi de programla ilgilendi. Şu an isim vermem doğru olmaz ama konuyla ilgili üst yönetimde bulunan değerli siyasi büyüklerim konuyu özel olarak anlatmamı istedi. Böyle tepkiler almak sevindirici. Bu sürece girerken sonuç odaklı değil, süreç odaklıydım ve çevreme bu yönde bilgi verdim. Kooperatif farkındalığının artması için önemli bir deneyim oldu ve yerel seçim sonrasında belediyelerin bu konuyu gündemine ilk sırada alması için çaba göstermeye devam edeceğim. Umarım Selçuk’un da ilk gündemi kooperatif hareketi olacak.

1800’lerden bu yana kooperatifçilik bambaşka bir şeye dönüştü. Şimdi artık “her şeyin kooperatifi” kurulabilir gibi duruyor. Selçuk özelinden bakarsak nasıl bir kooperatifçilik anlayışı karşımıza çıkıyor?

Kentleşmeyle birlikte gelen sorunlar başında yoksunluklar geliyor. Her birey yoksul ya da varsıl fark etmez bazı yoksunluklar içerisinde. Kooperatif, bir arada olmayı ve dayanışmayı sağladığı için yoksunlukları gidermek için ilaç. Önemli olan ihtiyacın doğru tespiti, bu ihtiyacı duyanların bir araya gelmesi ve ortaklaşması. Her alanda kooperatif kurulabilir. Selçuk yaşlanan bir kent, yaşlı bakım hizmetleriyle ilgili kooperatif gerek. Selçuk, bir turizm kenti, tanıtım etkinlikleri ve kente özgü ürünlerin geliştirilip pazarlanması için kooperatifleşilebilir. Selçuk, bir yandan tarımla geçimini sağlayan bir kent. Selçuk Ovasındaki tüm ürünler ve köylerdeki üretim potansiyeli bütünsel olarak düşünülerek AR-GE çalışmaları yapılabilir, ürün çeşitliliği üzerinden hammaddeden yapılabilecekler tespit edilir ve katma değer artar. Tüm bu işlemleri patronlaşmadan yapmak için kooperatifler gerekir, hakkaniyetli oluruz.

Kooperatifler üretici ve tüketici arasında sıkı bağlar kuran, her iki kesimin de ihtiyaçlarını en makul fiyatlarla karşılayan topluluklardır. Ancak pek çok alanda suistimale, kötü kullanıma ya da hızla işlevsizleşmeye de müsaittir. Bu denetimi nasıl sağlamayı düşünüyorsunuz? Nasıl bir yönetim modeli düşünüyorsunuz?

Kooperatif Belediyecilik, kooperatifçiliğin güvencesi. Belediyeler yetkili kuruluşlar ve denetim, takip süreçleri belediyelerin elindedir. Kooperatiflerin başarılı olması için belediyelerle organik bağ kurulması, birlikte hareket edilmesi büyük önem taşıyor. Belediyeleri bir güvence olarak gördüğüm için kooperatif hareketinde olmazsa olmaz olarak görüyorum.

Belediye ve kooperatifçiliği nasıl bağdaştırıyorsunuz?

Kooperatif Belediyeciliği anlatırken paylaşmıştım, 1163 sayılı Kooperatif Kanunu 9. madde bağı güzel kuruyor. Belediyelere kooperatifçilik gelişmesi için öncü rol oynaması öneriliyor. Anayasa 171. madde de milli ekonominin yararları gözetilerek, üreticinin desteklenmesi, tüketicinin korunması için kooperatifler işaret ediliyor. Belediyeler halka doğrudan dokunan kamu kuruluşları olarak kooperatifleşmeye alan açmak zorunda.

Şirince Türetim Derneği’nin kuruluşuna öncülük etmişsiniz. Türetim ekonomisi ya da bu kavramın dernekler üzerinden hayat bulması ekoloji mücadelesine destek olabilecek mi?

Kavramın farkındalığının artması için derneğimizi kurarken “türetim” sözcüğünü kullandık. Ekolojik mücadelenin güçlenmesi için örgütlenmek gerekli. Örgütlenirken ekolojik duyarlılık olursa başarıya ulaşabiliriz. Şu an üçüncü yılımıza girdik ve 200 üyeye ulaştık. Yerel yönetimlerle dayanışma içinde çalışmayı başaramadığımız için ağır ağır ilerliyoruz ancak farkındalık her geçen gün artıyor.

Kooperatifler genel tanım olarak kapitalizmin düzenlenmesine yardımcı olan kuruluşlar olarak da görülüyor. Geldiğimiz noktada gerçekten temiz ve örnek çalışmalar nasıl kurulabilir?

Kooperatifler kapitalist ekonomik sistem içinde var olabilmiş yapılar. Bu yüzden kapitalist ekonomi kooperatiflerden korkmaz. Kooperatiflerden korkanlar patronlardır. Yalnız patronlar kooperatifleri engelledikçe yaşadıkları toplumun sorunlarına karşı çaresiz kalmaya başlarlar. İsviçre günümüzde en güçlü kapitalist ekonomiye sahip ülkelerden biri. Ancak kooperatifler de çok güçlü durumda. Dünyadaki temiz ve örnek çalışmaları dikkate alarak güvenilir yapılar oluşturabiliriz. Bizdeki en temel sorun bir arada eğlenmeyi ne kadar iyi biliyorsak, birlikte iş yapmayı o kadar iyi beceremiyoruz. Bize bu yüzden güçlü bürokrasi gerekiyor, kooperatifler içindeki çalışma ilkeleri, iletişim zinciri doğru belirlenmeli.

Kooperatifler kriz koşullarında nasıl işlevlendirilebilir? Küçük üretici, esnaf, kadınlar ya da toplumun dezavantajlı kesimleri açısından dayanışmanın yeniden yeşermesinin bir basamağı olabilir mi?

Kooperatifler için krizler büyük fırsattır. Krizlerin getirdiği ekonomik sıkıntıları aşmak için insanlar daha kolay bir araya gelebiliyor ve birlikte üretmenin yolları daha kolay bulunabiliyor. Bu yüzden kooperatiflerin yeşermesi için krizler iyi bir basamak, dolayısıyla Türkiye’de bugünlerde bu fırsatı iyi değerlendirmeliyiz.

Türkiye’deki kooperatifçiliği nasıl değerlendiriyorsunuz?

Düne göre daha iyiyiz ancak dünyaya göre çok gerideyiz. Bizlerin görevi bu mücadeleyi hiç usanmadan sürdürmek. Türkiye’de yaşayan herkesin kooperatiflerin gelişmesi için çalışması gerekiyor.

Bizim toplumumuzda “her şeyi belediyeden beklemek” gibi bir alışkanlık var. Oysa kooperatifler bir yerde dayanışma ve gönüllülük esasıyla bir araya gelen insanlara da ihtiyaç duyuyor. Belediye başkanı olduğunuzda dayanışma ağlarını nasıl kuracaksınız? Yönteminiz nedir?

Mahalle Kooperatifleri ilk adım. Selçuk’ta şu an 62 dernek var. Tüm bu derneklerimize çağrı yapıp en büyük mahallemiz olan Atatürk Mahallesi’nde yaşayan üyelerini toplantıya davet edeceğiz. Derneklere üye olanlar gönüllü olmak için bir adım atmış demektir. Dolayısıyla kentin sorunlarına karşı duyarlı olabileceklerini öngörüyorum. Belediye hizmetlerindeki dikey ilişkiyi, kooperatiflerin bize öğrettiği gibi yatay ilişkiye dönüştürmenin ilk adımını atmış olacağız. Bu çalışma ilk beş yıla yayılacak bir çalışma olacak. Bu süreç devam ederken daha önce örneğini verdiğim SETKA benzeri, tüzel kişiler ortaklığında kooperatifleri oluşturmaya başlayacağız. Bu çalışmalar turizmle zaten başladı, tarım ve pazarlama ile devam edecek. Selçuk Ticaret Odası’na çok güveniyorum, son 20 yıldır Selçuk Belediyesi ile Selçuk Ticaret Odası arasında somut bir işbirliği hiç olmamış. Umarım, kooperatif belediyecilik sayesinde uyumlu bir çalışma ortamı yakalayabileceğiz.

Eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Kooperatif Belediyecilik çalışmalarını, ilgililer facebook sayfasından takip edebilir, aynı zamanda kişisel instagram hesabımda da konuyla ilgili yayınlar yapıyorum. Röportaj davetiniz için çok teşekkür ederim.

Papalina.org’ye zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederiz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir