Korkma more, korkma! – Ahmet Anak

Babam… Mehmet Ali Anak (1926-1996) 

İlkokul mezunu bile değildi. Türkçe bilmediği için ilkokula 9 yıl gitmiş,buna rağmen bitirememişti. Türkçe’yi sonradan, kendine yetecek kadar öğrendi.Ana dili Giritçe’ydi. “Türkçem iyi değil ama matematiğim hep pekiyiydi” diye övünürdü. 

Aşağıdaki olayı anlattığında 13-14 yaşlarındaydım;

“Çocuklukla delikanlılık arası yaşlardaydım. Atın üstünde, Pateriça’dan Cunda’ya geliyordum. Geceydi, karanlıktı. Poyraz esiyordu. Ayın ışığının aydınlığı çevremi görmeme yetiyordu. Çataltepe’de bu günkü Dersal Sitesi o gün yoktu. Otlak ve harman yeri vardı orada… Birden denize doğru harman yeri tarafında yerden birkaç metre yüksekte bir hayalet gördüm. Bana  gel, gel işareti yapıyordu.Çocuk sayılırdım. Korktum… Atı dörtnala  sürüp kaçmayı düşündüm… Fakat hayalet yerden birkaç metre yüksekteydi… Demek ki uçabiliyordu. Kaçamazdım… Beni uçarak daha Ekşi Çeşmeye varmadan yakalayabilirdi… Korkup kaçmanın faydası olmayacağını düşündüm… Ve atı dörtnala  hayaletin üstüne sürdüm. Kalbim  yerinden fırlayacak gibi çarpıyordu… Yaklaştım… Yaklaştım… Yaklaştıkça yavaşladım ve hayaletin tam önünde durdum… Ve ter boşaldı. Sonra da bir gülme krizi… O hayalet sandığım şey, henüz harmanlanmamış buğday yığını üzerine, tam ortasına saplanmış bir sırık  ucuna bağlanmış ve poyrazda dalgalandıkça benim gel, gel diye algıladığım büyük, beyaz bir bez parçasıymış meğer! Ya korkup kaçsaydım, o bez parçası peşimden gelip beni yakalayamazdı ama, ben ömür boyu o hayalet korkusunda kaçacaktım”  

Bu bir hikâye değildir dostlar… Tamamen gerçek bir yaşanmışlıktır.

Kıssadan hisse… Yaşam boyu gölgesinin kovaladığı bir korkak olarak kaçmayacak cesaret dilerim.

Yıllarca “Korkma” diye başlayan ve tamamını çocukken  ezberlediğim  İstiklal Marşı’nı her duyduğumda, her söylediğimde, her dinlediğimde babam aklıma gelir…Ve bana seslenir …

“Korkma more, korkma !”

Görsel kaynak: Bianet.org

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir