İşte benim belediye başkan adayım – Muhammed Ali YÜN

Türkiye’nin karanlık yılları…

Kardeşin kardeşe kırdırıldığı yıllar…

CIA’nın Ortadoğu Şefi Paul Henze’nin ABD Başkanı Jimmy Carter’a “Bizim çocuklar yaptı” dediği 80 darbesine daha bir yıl var..

1979 yani…

Karadeniz’in şirin ilçesi Fatsa’da belediye seçimleri yapılacak.

Bağımsız aday Fikri Sönmez farklı şeyler söylüyor.

“Her şeyi halkla yapacağım, belediyeyi halkla yöneteceğim…”

Özellikle gençlerden kendisine büyük destek var.

Diğer partiler rahatsız.

Ankara’nın baskısıyla seçim iki kez erteleniyor.

Sonunda Fikri Sönmez 3096 oyla belediye başkanı oluyor.

CHP’nin oyu 1150,

Adalet Partisi’nin 850.

MHP ve MSP’yi de eklesen, Fikri Sönmez’in yarısı etmiyor.

 

Fatsa Belediye Başkanı Fikri Sönmez bir terzi.

O nedenle Terzi Fikri diyorlar…

Devrimci, sosyalist biri.

Seçimden bir gün sonra Fatsa’da halk örgütleri kuruyor.

Halkın doğrudan yönetime katılmasını sağlıyor.

En önemli sorun çamur…

Halkla bir haftada Fatsa’nın tüm çamurlu yollarını yeniliyor.

Özellikle fındık üreticilerin sorunlarıyla ilgileniyor.

Aracıların, komisyoncuların önünü kesiyor.

Kooperatifleşme çalışmaları yapıyor.

Karaborsacıların üzerine gidiyor.

İlçede ekmek fiyatını fırıncılarla masaya oturan halk örgütleri ortak belirliyor.

Ulaşımı ve suyu ucuzlatıyor.

Fatsa’da küçük bir sosyalist düzen kuruyor.

Yapılanlar karşısında ilçenin CHP, Adalet Partisi ve Milli Selamet Partisi temsilcileri de yönetime tam destek veriyor.

 

Ancak, Fatsa’nın halkla yönetilmesi Ankara’daki karanlık odaları rahatsız ediyor..

Önce ilçeye mazot göndermiyorlar.

‘Moskova’dan alsınlar’ diyorlar.

Gazeteler her gün Fatsa’yı kötülüyor.

Süleyman Demirel Çorum katliamını unutturmak için “Çorum’u bırak Fatsa’ya bak” diyor.

Ülkenin tüm sorunları bitmiş gibi, fındık kadar bir ilçe sürekli manşetlere çıkıyor.

Özellikle Tercüman ve Hürriyet’te.

“Komünistler Fatsa’yı ele geçirdi.”

“Devlet Fatsa’da yok.”

“Dinsizler dini yasakladı.”

“Halk mahkemeleri kuruldu.”

Öyle akıl almaz, öyle gerçek dışı şeyler yazılıyor ki

Sonunda Fatsa’nın, CHP, AP ve MSP örgütleri bile isyan ediyor.

“Biz burada huzur içinde yaşıyoruz. Burada komünist iktidar yok, kan yok, halk var.”

Fatsa kaymakamı bile önce valiye, sonra Ankara’ya mesaj geçiyor.

“İlçede bir sorun yok”

Ama hemen görevden alıyorlar.

Sonra bir köşe yazarı çıkıyor ortaya.

Oktay Ekşi.

O günlerde Hürriyet’in başyazarı.

10 Temmuz 1980’de şöyle diyor köşesinde;

“Fatsa bir nifak merkezi..Tehlikeli bir örnek… Eğer Fatsa’nın başı ezilmezse cumhuriyet elden gidecek..Ordu Fatsa’ya hemen el koymalı”

Bunları yazan Oktay Ekşi bugün CHP milletvekili.

Ve 12 Temmuz 1980’de ordu Fatsa’ya el koyuyor.

Silahlı Kuvvetler 12 Eylül’ün ilk provasını Fatsa’da yapıyor.

Terzi Fikri görevden alınıyor,

Yüzlerce insanla birlikte cezaevine konuyor.

İşkence tezgahlarında sabahlıyorlar.

Ve Kenan Evren “Fatsa’da taş taş üstünde bırakmadık” diyor,

‘Netekim!’

 

4 Mayıs 1985

Cezaevinde ağır işkencelere dayanamayan Terzi Fikri hayatını kaybediyor.

Cenaze namazını yarıda kesiyorlar.

‘Komünistti’ diyorlar, cenazesini yıkamıyorlar.

‘Dinsiz bu adam!’ diyorlar, salasını okumuyorlar.

Öylesine gömülüyor.

 

Terzi Fikri ve binlerce Fatsalı

Fatsa’yı “Sınırsız ve duvarsız bir kardeş sofrası” gibi açmışlardı.

Kısa sürdü.

9 aylık rüya kanla bitti.

Ama Terzi Fikri’nin şu sözleri hiç unutulmadı.

“Ben ne yaptıysam, halkım için halkımla yaptım”

 

Yüreklerini betimsiz sevdalarla dolduranlara ölümün hükmü yoktur.

Terzi Fikri için de ölümün hükmü yoktu.

 

Ve Can Baba’nın Terzi Fikri üzerine yazmış olduğu sözler;

 

“Her seçim döneminde 

Göğünü yitirmiş bir ay gibi Karadeniz’e düşerim 

Ilık bir düş vaktine dönüşür Fatsa 

Gözlerimin tuzu Karadeniz’e 

Karadeniz gözlerime dolar 

Ağzım dilim dudaklarım arar 

Ben Fikri’yi ararım…”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir