Giritliler – Ahmet Anak

“Giritliler siz kimsiniz?” diyorlar! Nereden geldiniz?

Ayvalık, Cunda, İzmir…

Daha önceleri neredeydiniz?

Girit öncesi, onun öncesi, daha öncesi…

Bir zamanlar Anadolu’da, Konya’da, Nazilli Sancağında, domatestik, zeytindik…

Önceleri yeşildik…

Sonra kızardık, karardık. Tuzlandık.

Tuzlanmasak bozulurduk kokardık.

Yüzlerce yıl sonra Cunda’ya, Ayvalık’a uzaktan bakardık.

Az gittik uz gittik.

Sanmayın ki dere tepe düz gittik.

Deniz, deniz, deniz, deniz, dalgalarla, açlıkla, sefaletle, hastalıkla mikroplarla boğuşarak,

Ölmüşlerimizi Girit’te, yolda ölenlerimizi Ege sularında bırakarak, yani bir kısmımızı kapkara topraklara,

Bir kısmımızı dalgalı masmavi yapraklara

Hüzün hüzün, damla damla gömerek,

Endişeli umutlarımızla tir tir titreyerek,

Resmo’dan, Hanya’dan, Yarapetro’dan, Kandiya’dan karantinalardan bindik,

İzmir, Ayvalık, Cunda, Marmara, Gemlik, Erdek… Anavatan’da karantinalarda indik.

Türk gittik. Türk kaldık. Öğrettik. Öğrendik.

Venedikli, Rum, Türk kızlarını beğendik. Evlendik.

Çok heyecanlı, çok doğaldık.

Yüzlerce yıl içinde çoğaldık.

Binlerce gittik.

Yüz binlerce geldik.

Türküler götürdük,

Madinades getirdik.

Osmanlı götürdü. Fethetti. Fethettik.

Yurt edindik yerleştik.

Gözden ırak olunca, gönülden ırak kaldık.

Yalnız yapayalnız bir meçhule daldık.

Sanki hiç olmamış gibi unutulduk.

Yavaş yavaş dilimizi unuttuk.

Direndik yaşatmak için benliğimizi…

Ne adlarımızı unuttuk, ne geçmişimizi….

Ahmet, Mehmet, Mustafa, Ali, Hüsnü, Hüseyin, Ayşe, Fatma, Zeynep, Zehra olarak gittik.

Ahmet, Mehmet, Mustafa, Ali, Hüsnü, Hüseyin, Ayşe, Fatma, Zeynep, Zehralar olarak geri geldik.

Osmanlı götürdü. Bıraktı.

Girit gözden olduğu kadar demek ki gönülden de uzaktı.

Terk etti, belki tamamen unuttu.

Girit sanki buharlaşan buluttu.

Hey gidi Mustafa Kemal Paşa… O unutmadı,

Kaderine terk etmedi, bırakmadı.

Emperyalizme ezdirmedi.

Canımızdan bezdirmedi.

Deniz kenarından aldı.

Özellikle deniz kenarına bıraktı.

Bunun içindir ki Atatürk ailemizdir,

Ortak sevgili dedemizdir.

Saygıdeğer kurtarıcımız, Atamızdır.

Nasıl anlatsam bilmem ki… Sanki öz babamızdır.

Sağdan, soldan, ortadan gitse de her bir kolumuz,

Atatürk aşkında birleşir yolumuz.

Tersiz, çabuk sinirlenir, çabuk söneriz.

Öyle ki vurmaya kalkarken, sarılıp öperiz.

Keçi gibi inatçıyız,

Bazen biraz kavgacıyız.

Ufak tefek dalaşırız, ara sıra kapışırız,

Kin tutmayız ertesi gün barışırız.

20, 50, 70 yaşındakilerle sorunsuz kafamız uyar.

Birlikte öyle güleriz ki üç sokak ötesi duyar.

Din, mezhep, etnik köken, renk, cinsiyet fark etmez insanız, her insanla kaynaşırız.

Günde beş kez gördüğümüz insanla on kez de selamlaşırız.

Nereye gitsek, benzetiriz, sorarız…

Her yerde bir Giritli ararız.

Çok çileler çektik yıllarca, yarım gavur bile dediler aldırmadık. Gülüp geçtik, hiç kimseye kırılmadık. Küsmedik, darılmadık.

İnsanlık hali deriz, her halden anlarız.

Duygusal insanlarız biz gülerken ağlarız.

Neşeliyiz, kadın erkek bir arada otururuz.

Sıkılmayız, on saat havadan sudan konuşuruz.

Kadın erkek, yaşlı genç, birlikte oturup içeriz.

Bir tek kelimeye bile hem ağlar, hem güleriz.

Bir bakmışsın 3 kişi kalkıp camiye gitmişiz.

Dönüşte oturup bir büyük rakıyı içmişiz.

Şakalarımız, esprilerimiz bitmez, pek çoktur.

İnsanları severiz bizde hiç ayırım yoktur.

Bazen çok akıllıyız, çoğu zaman deliyiz.

Hem çok efendiyiz, hem serseriyiz.

Kısacası hep iyi niyetliyiz.

Biz böyleyiz, Giritli’yiz.

 

Fotoğraf: izmirgiritlilerdernegi.org

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir