Bu eğitim sisteminde dindar değil sadece kindar nesil yetişir! – Cemal Çağlı

Gerek liselere giriş gerekse üniversitelere yerleştirme sınavlarındaki soru analizi ve sınav sonrası yerleştirme yöntemleri toplumun değil yeni siyasal rejimin çıkarlarına uygun amaçtadır.

Nedir bu amaç?

Amaç, devletin vermekle yükümlü olduğu bilimsel-laik- demokratik kamusal eğitim hakkının ortadan kaldırılması; emekçi halkın çocuklarını İmam Hatip ve Meslek liselerine hapsedip, Anadolu Liselerinin önünü kesip özel okullar eliyle eğitimi özelleştirmektir.

Gerçekleşebilir mi bu amaç?

LGS sonucu devletin tüm olanakları kullanılarak yapılan baskı ve yönlendirmelere,  hatta “nitelikli” olarak tanımlanan 1367 liseden 747’sini İmam Hatip ve meslek liselerinin oluşturmasına rağmen bu okulların kontenjanlarının yarıya yakınının boş kaldığı düşünüldüğünde bu amacın gerçekleşebilir olmadığı/olmayacağı görülmektedir. Adım başı özel okulların açıldığı ve ekonomik durumu iyi olan kesimin bu özel okullara yöneldiği düşünüldüğünde eğitimin özelleştirilmesinde rantçıların lehine büyük bir başarı gösterildiği açıktır. Ama eğitim kalitesinin ve başarı düzeyinin hızla düştüğü, insan merkezli değil bilgi merkezli ezberci bir eğitimin hüküm sürdüğü,  eşitsizliğin tepe yaptığı, dolayısıyla toplumun tepkisiz kalmayacağını söylemek gerçeğe uygundur.

Bu ülkenin yeni fabrikalara, okullara, üretim alanlarına, üreticinin ürettiği malı emeğinin karşılığını alabileceği kooperatiflere; kütüphaneleri, atölyeleri, içinde spor salonları olan Anadolu, fen ve öğretmen liselerine hayati anlamda ihtiyacı varken her mahalleye birden çok cami yaparak, imam yetiştirmesi gereken İmam Hatip okullarını topluma dayatarak ülkenin ekonomik, kültürel, bilimsel, sanatsal, siyasal hayatına nasıl bir katkı konulabilir?

2013 verilerine göre; Türkiye’de 77 bin doktor varken 90 bin din görevlisinin; her 900 kişiye bir doktor düşerken, her 780 kişiye bir din görevlisi düştüğü gerçeği ortadayken ve yine aynı verilere göre; 6 bin 300 sağlık ocağına karşılık 85 bin caminin; her 60 bin kişiye 1 hastane düşerken her 350 kişiye 1 caminin düşüyor olması; buna karşılık sadece 270 kilisenin ve 100 cemevi bulunduğu düşünüldüğünde, ülkenin neden bu hallere düştüğü ve ülkenin neye ihtiyacı olduğu anlaşılmaz mı?
(Daha geniş bilgi için Can Dündar’ın 4 Şubat 2013/ Tiyatro severler adlı internet sitesindeki yazısına bakabilirsiniz)

Yeni eğitim-öğretim yılının açıldığı şu günlerde ilk, orta ve liseye giden yaklaşık 18 milyon öğrencinin yüzde kaçı mutluluk ve huzur içinde okullarına gidiyor? Bu çocukların ailelerinin yüzde kaçı eğitim sisteminin geldiği bugünkü durumundan memnun?

200 bine yakın öğretmen açığı olan ve bir milyona yakın iş arayan öğretmen varken biz eğitimcilerin yüzde kaçı kendimizi güven içinde hissedebiliyoruz? Bilimsel, demokratik, laik eğitim için inandıklarımızı hayata geçirme cesaretini kendimizde bulabiliyoruz?

Eleştiren, karşı çıkan herkesi potansiyel suçlu ilan edip, sesi biraz çıkanların sesini kısmak, susturmak için hukuki olmayan her türlü yol ve yöntemi deneyen bir iktidar varken gerçek anlamda dindar bir nesil yetiştirilebilir mi?

Bilimi, bilimselliği, eleştirisel yaratıcı düşünceyi toplumun gözünde itibarsızlaştıran bir zihniyetin teologlar, bilim insanları yetiştirme şansı var mı?

Biz onların başta başörtüsü olmak üzere tüm akademik, demokratik, siyasal talepleri için mücadele ederken, destek verirken, onların iktidara geldikten sonra kendilerine reva görülmesini istemediklerini bizlere yöneltmeleri kindarlıktan başka ne olabilir ki?

Karanlıkların bitip aydınlığın tüm güzel insanlara el salladığı günleri göreceğimize olan inancımla tüm dostlar selamlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir