Bir yer insanıyla güzeldir-Zeki Sarıhan

Bir beldenin değeri, toprağının verimliliği, denizi, güneşi kadar, hatta ondan da çok, orada yaşayan insanlarla ölçülür. Ayvalık ve çevresine yerleşmiş veya burada tatil yapan insanlar, benim açımdan yörenin değerine büyük değerler katarlar.

25 yıl önce Ayvalık’ta yazlığa gelmeye başladığımızın ilk yıllarında bu çevrede yaşayan önemli insanları arayıp bulma, tanışmıyorsak tanışma, tanışıyorsak dostluğu yenileme ve söyleşme çabasına girmişimdir.

Sanat ve edebiyata meraklı kişiler için Ayvalık, biraz da Ahmet Yorulmaz demekti. Birçok Ayvalıklı gibi Girit göçmenlerindendi. Bu göçün hikâyesini anlatan ve Ayvalık’ı tanıtan kitapları vardı. Şehir içinde bir kitapçı dükkânı işletiyordu. Birkaç kez evinde ziyaret ettik. Onu sitemize getirip bir akşam Ayvalık hakkında konferans verdirdik. Bir akşam bizi Cunda Adasında deniz kıyısındaki yeme içme yerlerinden birinde ağırladı. Masamızda değerli bir konuk daha vardı: Şair Arif Damar. Böylece onunla da tanışmış ve söyleşmiş olduk.

Sonra Ahmet yorulmaz hastalanmış. Kitapevini kayınbiraderine bırakmış evine çekilmişti. Birkaç yıl sonra öldüğünü duyduk.

Ayvalık’a gittiğimde,  CHP, ÖDP, İP gibi partilerin, ADD, Eğitim-İş, Eğitim-Sen, Çağdaş Yaşam gibi meslek örgütlerinin şubelerini ziyaret etmekten, yöneticileriyle tanışıp görüşlerini almaktan geri kalmazdım. O yaz sıcağında herkes kendini denize atmış veya balkonunda dinlenirken Nadide Hanım, pek kimsenin uğramadığı ADD’de bütün gün oturur, şubenin işleriyle uğraşırdı.

Ayvalık’a öğretmen sendikası tarafından iki kez, eğitim konusunda konferans vermek için çağrıldım. Öğretmen Dünyası dergisine temsilci buldum. Bu görevi sıra ile birkaç arkadaş yaptılar. Bir keresinde Ulusal Eğitim Derneğinin şube açması için 15-20 kişi ile bir toplantı yaptık. Çağdaş Yaşam şube başkanının güçlerimiz bölünür gerekçesiyle karşı çıkması üzerine bu şube veya temsilcilik kurulamadı. Şirinkent’te bir temsilciliğimiz kurulabildi ise çok yaşamadı. Burada öğretmenim Nursel Gürler, Çağdaş Yaşamın kurucusu Nimet Hanım ve Dilek Hanım’la sohbetlerimiz oldu. Türkiye’nin geleceği konusunda umutsuz olanlara umut vermeye çalışırdım.

Gazi Eğitim’den öğretmenimiz Emmin Özdemir, Angora sitesinde yazlıkçıydı. Bir seferinde onu arayıp buldum. Sohbet ettik. Önceki yıl onu sitesinde çok arayıp sorduysam da bulamadım. İşin kötü yanı, sitenin kahvehanesinde bir dolu insandan onu tanıyan da yoktu! Hasta imiş ve artık burada oturmuyormuş. Özdemir de bu yıl aramızdan ayrıldı.

Birkaç yıldır, Akpınar’dan Fen Bilgisi öğretmenim İbrahim Belek, Ayvalık’ın 25 km. güneyinde Altınova beldesinde oturuyor. Önceki yıl ziyaretine gittik. Geçen yıl eşi ile birlikte kendisi geldi. Bu yıl yeniden gittik. Açtığı kitaplığı gördük. Daha 1970’lerde Milli Eğitim Bakanlığında Bakanlık Hukuk Müşavirliğinde tanıdığım, daha sonra Turizm Bakanlığında müsteşarlık ve SODEP kurucusu olan Güler Tanyolaç ve değerli eşi Profesör Attila Tanyolaç da Cunda yolunda oturuyorlar. İnebolu’dan öğrencimiz Mehmet Doğan, yazları burada emlakçılıkla uğraşıyor. Geçen yıl arabamızla gelmediğimiz için bizi sitemizden aldı, gitmek istediğimiz yerlere götürdü. Edremit Kitap Fuarı’nda bıraktıydı. Ekim ayında burada avukatlık bürosu açan Eğitim-İş kurucularından Necati Yentürk de bu yıl siteye geldi. Bir süre sohbet ettikten sonra beni Edremit’e fuara bıraktı. Ne de olsa eski dostluk başka oluyor.

Komşu sitede Ali Yıldırım adında hoş bir arkadaş, eşi Atiye ile birlikte oturuyor. Her yıl geldiğimizi haber veririz. Bir akşam biz gideriz, bir akşam onlar gelirler, görüşlerimizi birbirimize aktarırız. Diğer yan sitede Kastamonulu, yıllarca İstanbul Barosu genel sekreterliğini yapmış, şimdi de Barolar Birliği yönetim kurulunda görevli Hüseyin Özbek kısa süreliğine de olsa geliyor. Ya birbirimize gider gelir, ya da bizim sitenin büfesi yanında akşamları oturur, dünyayı alt üst ederiz. Görüşlerimiz bazen çatallaşsa da ne gam? Emekli öğretmen Vahide Hanım, dostlarını türlü çeşit yiyeceklerle görkemli bir biçimde ağırlar.

Bu balkon ziyaretleri, sundukları yiyeceklerden anlaşılıyor ki, önemli bir zahmet sebebidir. Kadınlara nerde olurlarsa olsunlar zaten rahat huzur yoktur. Bu ziyaretlerin yılda ancak bir kez yapılabilmesinin nedeni de bu olmalıdır.  Bir kısmı buralarda torun torbaya bakmakla da yükümlüdür.

Görüldüğü gibi Ayvalık’ta benim böyle değerli dostlarım var. Sitemizdeki Sölpüker, Buldanlı Ödel ve Ankaralı Akça ailelerini de bunlara eklemesem haksızlık olur.  Ayten Hanım, kayınbiraderim emekli Albay Ünal Sölpüker’in eşidir. Bizimköy’e geldiğimiz gün ve ayrılacağımız gün bize sofra kurdurmaz. Ayrıca evde pişirdiklerinden bizi de mahrum etmez. Hüseyin, Kadriye ve Songül Akça’nın anneleri Emine Teyze’nin somaklı dolmasını ise başka hiç bir yerde yiyemezsiniz. Balkonlarda sundukları güzel yemeklerin yanında her yıl bundan bir tencere bizim eve mutlaka gelir.

Dedim ya, bir yeri değerli kılan oradaki insanların değeridir.

İnsanların gönlünden daha engin bir deniz, daha temiz bir kumsal mı vardır?

(Ayvalık, 20 Ağustos 2018)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir