Ayvalık’ta bir kadın tasarımcı: Öznil Özçelik Yetim

Tüvit Tasarım’ın yaratıcısı Öznil Özçelik Yetim ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Tüvit Tasarım’ın yola çıkış öyküsü, Barbaros Caddesi’nin değişen siluetini, hem bir kadın hem de tasarımcı olarak kadınlarla ortak çalışmalar yapabilmenin yollarını konuştuk

Papalina.org: Tüvit Tasarım nasıl ortaya çıktı?

Öznil Çelik Yetim: Daha öncede el boyama ürünler yapıyordum. Yaklaşık 5 yıl kadar İzmir’de yaptım. Pazen ve basma elbise, ardından keten elbise boyamaya başladım. O şekilde gelişmeye başladı.

Papalina.org: İsim olarak neden “Tüvit Tasarım”ı seçtin?

Öznil Özçelik Yetim: Çok uzun süre isim düşündüm. En son bu isim geldi aklıma. Tüvit eskiden kalma bir kumaşa verilen ad, daha doğrusu eskiden daha çok kullanılan bir kumaş türüdür. Annem öğretmen, onların Tüvit takımları vardı. Eskiye yönelik de bir isim olsun istedim. Sevimli de bir isim.

Papalina.org:  Meslek olarak tasarımcı mısın?

Öznil Özçelik Yetim: Tekstilciyim. Tekstilin hemen her alanında çalıştım, tasarım, planlama, atölye yöneticiliği ve baskı gibi…

Papalina.org:  Sanırım birkaç yıl önceydi, sosyal medya da bir yazı paylaşmıştın. Tüvit Tasarım’ın nasıl kurulduğu ile ilgili. O hikâyeyi bizimle paylaşır mısın?

Öznil Özçelik Yetim: Tamam, ama o Tüvit Tasarım değilde el boyama işine nasıl başladığımla ilgili bir hikâyeydi. Yine tekstilde planlamacı olarak çalışıyordum. Maaşı çok azdı, imkânlar çok kötüydü, çok uzun saatler çalışıyorduk. Bir ev arkadaşım vardı o da tekstilciydi. İkimiz birden çalışma koşullarına daha fazla dayanamayıp istifa ettik. Ama beş parasız evde oturuyoruz ikimizde, bakkala borç yazdırıyoruz (gülüyor). “Ne yapalım?” diye düşünürken bir sabah kalktım Bostanlı Pazarı vardır İzmir’de. Çok ucuza pek çok ürün bulabilirsiniz. Gittik o pazardan son paramızla malzeme aldık. Ben onları boyamaya başladım. Akşama kadar ne yaptıysak toparladım. Arkadaşıma dedim ki “Kalk Didem! Sofra bezini al gidiyoruz Bornova’ya!” Bornova Küçükpark’ta sofra bezinin üzerine serdik yaptığım tişörtleri. Orası öğrencilerin çok yoğun olduğu bir yer. Çokta ucuz bir fiyat söyledik. Bir baktık bir anda satıldı tişörtler. Ertesi gün tekrar gittik ama bu sefer tezgâh kurduk, akşamdan yaptığımız ne varsa satıldı. Birkaç gün sonra bir dükkân sahibi geldi. Bornova’da büyük bir mağazası varmış, undergrand tarzı kıyafetler satıyormuş. Dedi ki “Siz burada ne yapıyorsunuz? Ben bunların hepsini alıyorum ve bize çalışmanızı istiyorum.” Arkadaşım tekstil pazarlama alanında çalıştığı için sıkı bir pazarlığa tutuştu. O gün hepsini o mağazaya sattık. Sonra bana mağazadan çuvallarla tişört gelmeye başladı, boyamam için. Ben yıllarca onlarla çalıştım. Türkiye’nin pek çok yerinde satılmaya başladı yaptıklarım.

Papalina.org:  Ayvalık’a ne zaman yerleştin?

Öznil Özçelik Yetim: Ailem 1990 yılında geldi. Benim annem ve babam öğretmen. Ben lise son sınıfı zaten burada, Ayvalık Lisesi’nde okudum. Sonra İzmir’e gittim ama sürekli gelip gidiyordum. 8 yıl önce de buraya tekrar yerleştim. İzmir’de 15 yıl yaşadım.

Papalina.org:  Dükkân açma fikri nereden çıktı?

Öznil Özçelik Yetim: Tekstilin birçok alanında çalıştıktan sonra kendi istediğim şeyleri yapmak, daha doğrusu kendim için çalışmak istedim. Başka bir nedeni de kendi zevkime göre giysi bulamıyordum. Birazda bu fikirden yola çıkmış oldum. Kumaşlar çok fazla sentetik olmaya başlamıştı. Sonuçta elbise dikebiliyorum, boyama yapabiliyorum ve değişik bir şey yapmak istedim.

Papalina.org:  Tasarımlarında genelde kedi figürleri ön planda, bu Ayvalık’a bir vurgu mu yoksa kedi sevginden mi kaynaklanıyor?

Öznil Özçelik Yetim:  Çok doğruyu söyleyeyim. Kedileri seviyorum ama en başta Cunda’da ürünleri sattığımız zaman tişörtlerde çok daha figürler vardı ve çeşit boldu. Mesela zürafa, baykuş, kaplumbağa gibi bir sürü figür çalışıyordum ama en çok kedi satılınca bir baktım sadece kedi çizmeye başlamışım. Ama tabii ki kedileri sevmemin de bunda çok büyük payı var.

Papalina.org: Ne tür kumaşlarla çalışıyorsun?

Öznil Özçelik Yetim:  Genelde keten üzerine çalışıyorum. Doğal olmasına dikkat ediyorum. Pamuklu kumaşlar da var ama keteni özellikle daha çok seviyorum. Fakat Türkiye’de keten bulmak çok sıkıntı olmaya başladı artık. Yinede kendi seçtiğim, kalitesinden emin olduğum kumaşlardan vazgeçmiyorum.

Papalina.org: Kumaş bulmakta neden zorlanıyorsun?

Öznil Özçelik Yetim:  Fiyatlar çok yüksek. Artık eskisi gibi kumaş üretimi yok. Birçok fabrika kapandı. Eskiden çok daha rahat buluyordum. İzmir’den daha önce aldığım yerlerde şu an keten yok mesela.

Papalina.org: Ürün yelpazen gittikçe genişlemeye başladı sanırım. Mesela ben ilk kez 3 yıl önce görmüştüm ürünlerini. O zamana göre daha fazla ürün çeşidi var değil mi?

Öznil Özçelik Yetim: Önceden sadece elbise yapıyordum hediyelik hiçbir şey yoktu. Desenli ürünlerden yapıyordum. O zaman el boyaması azdı. Sonra git gide el boyaması ve desen çeşidini artırdım. Elbisenin dışına çıkmak istedim. Çantalara uygulamaya başladım. Hediyelik soran da çok oluyordu. Herkes elbise almak istemiyor ya da hayvan figürlü, kedili bir şey giymek istemiyor ama çanta olarak taşımayı tercih edebiliyor. Arkadaşlarına ufak tefek hediyeler almak isteyenler oluyor. İhtiyaçtan doğdu birazda ürün geliştirmek.

Papalina.org: El ürünü yapıyorsun. Kumaşları kendin seçiyorsun, kendin dikip boyuyorsun. Her aşamasında bizzat senin emeğin var. Ürünlerine Ayvalık’ta ilgi nasıl?

Öznil Özçelik Yetim: Ayvalık’ta ilgi var. Daha doğrusu dışarıdan gelenlerden ilgi var. Özellikle internet satışları çok iyi fakat Ayvalık’ın yerli halkına çok hitap edebildiğimi düşünmüyorum. Ama Ayvalık’a dışardan gelenler, özellikle İstanbul’dan yerleşenler çok var. Daha çok onlara hitap ediyorum

Papalina.org: Yurtdışına açılmayı düşünüyor musun?

Öznil Özçelik Yetim: Aslında açıldım. Avustralya’da da satışlar başladı. Bir arkadaşı

m yaşıyor orada. Yazın geldiğinde Avustralya’daki pazarlar aklımıza geldi. Şimdi ben ona gönderiyorum o satıyor. Orada da çok ilgi var.

Papalina.org: Ayvalık’ta el emeği, el işi yapan birçok atölye var. Ortak özelliğiniz hepinizin küçük atölyeler olması. Ne gibi sorunlar yaşıyorsunuz? Beklentiniz nedir?

Öznil Özçelik Yetim: Bir kere en başta Ayvalık’ta kışın dükkânlar iş yapmıyor, yapamıyor. Özellikle el işi yapanlar için kış oldukça zor geçiyor. Bir şeyi alıp satmak daha kolay, oturup

müşteri bekliyorsun. Ama bizim yaptığımız gibi bir durumda kendin üretiyorsun ve bunun zorlukları çok farklı. Kışın iş yapamayınca ve yaz sezonunun kısa olmasından kaynaklı birçok atölye kapanıyor. Elbette bunlar sadece atölye değil aynı zamanda iş yeri. Kiralar da çok yükseldi ve bu bizi oldukça zorluyor. Özellikle cadde üzerindeki dükkânların kiraları altından kalkılacak gibi değil. Benim de cadde üzerinde bir dükkânım vardı. Fakat kirası çok yükselince kapatmak zorunda kaldım. Hem atölye hem dükkân kirası, birde ev kira olunca çok fazla geldi. Diğer arkadaşlar için de aynı şeyler geçerlidir.

Papalina.org: Senin de şu an dükkânının olduğu Barbaros Caddesi’nde bir hareketlilik var. Sanırım esnafın çabasıyla bir değişim ve tanıtım çalışması var. Ortak bir çalışma mı bu?

Öznil Özçelik Yetim: Ortak sayılır. Her zaman ki gibi tartışmalar ve katılmak istemeyenler oldu. Ama insanlar kendi çabalarıyla bir şeyler yapmaya çalışıyor. “Ayvalık İşleri” adında bir instagram hesabı var biz genelde oradan duyurular yapmaya çalışıyoruz.

Papalina.org: Bu sokak ve caddenin silueti hızlı bir şekilde değişiyor. Yakın zamana kadar ağırlıklı olarak Ayvalık’ın yerlisine ait dükkânlar ve evler vardı. Şimdi zamanla sanat sokağı haline gelmeye başladı. Bu değişim sizi nasıl etkiliyor?

Öznil Özçelik Yetim: Bu değişim bizi de etkiliyor tabii. Fakat bu belediyenin yaptığı ya da tepeden gelen planlı bir değişim değil. Sokağın başındaki esnaf arkadaş belediyeden küçük isteklerde bulunuyor. Mesela caddeyi aydınlatmak için ampul istiyor ya da başka aydınlatma çözümleri istiyor. Çünkü geceleri özellikle bu sokak çok karanlık oluyor. Bu haliyle kimse gezmek istemiyor buralarda. Biz aslında özellikle yaz sezonunda geceleri de dükkânlarımızı açık tutmak istiyoruz. Bu yüzden kendi çabalarımızla kendi aramızda para toplayarak sokağı güzelleştirmeye çalışıyoruz. Şimdi rengârenk oklardan oluşan tabela yapacaklar. İnsanların ancak kendi çabalarıyla güzelleşiyor buralar. Ne yazık ki belediye çöpleri toplamaktan bile aciz.

Papalina.org: Çöplerin toplanmaması gibi sorunlar mı var?

Öznil Özçelik Yetim: Tabii. Altyapı sorunları da var. Mesela yağmur yağdığında bu caddeyi su basıyor.

Papalina.org: Peki bu caddeyi hareketlendirmek ve tanıtmak için yapmayı düşündüğünüz bir çalışma var mı?

Öznil Özçelik Yetim: Zor yerden sordun. Bireysel çabalarla olmamalı. En güzeli bu tarz işler yapan arkadaşların birleşmesi. Kooperatif ya da belki ortak satış yeri olabilir. İsteyen yine kendi dükkânını açsın ama ortak bir kooperatif çok güzel olur. Bu başarılabilirse bence hem Ayvalık’ın bu alanda bir özelliği olurdu hem de ses getirirdi. Ayvalık’ın yeterince tanıtımı yapılırsa olur bence. Yeterince tanıtım olduğunda da insanlar Ayvalık’a gelirler. Sosyal medya tanıtımları oldukça önemli, belki profesyonel destek alınabilir. Ama öncelikle bir araya gelebilmek lazım tabii.

Papalina.org: Az önce sokakların ışıklandırılmasından bahsettin, “dükkânlarımızı gece geç saatlere kadar açık tutabiliriz” dedin. Sokakların ışıklandırılması özellikle kadınların güvenliği için oldukça önemli. Bu sokakta ya da Barbaros Caddesi’nde güvenlik sorunu yaşanıyor mu?

Öznil Özçelik Yetim: Evet yaşanıyor. En başta karanlık olduğu için insan korkuyor ve kendini huzursuz hissediyor. Ara sokaklarda gece geç saatlerde alkol alanlar oluyor. Ama normal ya da kendilerini bilecek gibi içmiyorlar. Birkaç arkadaşımın başına taciz olayları geldi. Şimdi burada anlatamayacağım, ama sokaklarda olmaması gereken gördükleri bazı uygunsuz durumlar da oldu, Bunları şikâyet etmemiz gerekirdi, fakat yapmadık. Şikâyet edince sonrasında ne olacağını kestiremiyoruz.

Papalina.org: Bir kadın tasarımcı olarak diğer kadınlara nasıl bir mesaj vermek istersin?

Öznil Özçelik Yetim: Kadınlar sosyal hayata mutlaka katılmalı. Evde oturup sürekli ev işleriyle uğraşmak kadınları tüketiyor. Hayat sokakta. Çocuk, ev ve iş hayatı derken hayat gidiyor. Birinden feragat etmek gerek ama elbette bu çocuk ya da iş olmayacak. Evde ev işlerine harcanan zamandan feragat etmek gerek. Her şeyden önce kadınlar erkeklere maddi anlamda bağlı olmamalı, kendi paramızı kazanmalıyız ve bunu yapabiliriz. Evde kocasından nasıl tepkiler aldığı da önemli. Bazı erkekler kadınların çalışmasını istemiyor ve kadın çalışmakta ısrar ederse maalesef kadın cinayetlerine kadar uzanıyor iş. Bu ciddi bir sorun.

Papalina.org: Ayvalık gibi “küçük” yerlerde kadınlar erken yaşlarda çeyiz hazırlamaya başlıyorlar. Bu da aslında el sanatlarında gelişmelerini sağlıyor ve hayat boyu üretmeye devam ediyorlar. Bazı kadınlar bunu değerlendirmek istiyor ama bir alan bulamıyorlar. Sence bu kadınlar için nasıl bir alan açılmalı?

Öznil Özçelik Yetim: Yine aslında ortak bir platform ya da kooperatif kurma fikrine dönüyoruz. Mesela Ayvalık’ta Çöp Madam var. Ev kadınları ile özellikle de şimdiye kadar sigorta girişi olmayan kadınlarla çalışıyorlar. Bence güzel bir örnek. Ama bunu yapabilmek için zihni iyi ve temiz olan maddi anlamda katkı sunabilecek girişimciler gerekiyor. Üretime önayak olmaları gerekiyor.

Papalina.org: Gördüğüm kadarıyla bu sokakta dükkân sahiplerinin çoğu kadın. Aranızda bir dayanışma var mı?

Öznil Özçelik Yetim: Dayanışma konusunda fena değiliz. Şöyle bir düşünüyorum, sanırım bu sokakta en eski benim şu anda. Benden önce Çiğdem adında bir arkadaşımız vardı. Çiğdem döneminde burası bir sanat sokağı görünümüne büründü. Kendisi çok uğraştı, burada şenlikler düzenledi. Çiğdem ile başladı diyebilirim. Sonradan gelenler oldu. El emeği ya da el sanatları üzerine çalışanlar ağırlıkta. İlişkilerimiz iyi. Aramızda yerine göre dayanışma da var.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir