10 gün mü? 1 ay mı? : Ziraat Mühendisi bir kadının ilk iş deneyimi – Semnai Theai

Ziraat Fakültesi Zootekni mezunuyum, Hayvan Yetiştirme ve Islah Anabilim dalında yüksek lisansımı tamamladım. Anne tarafından Ayvalıklıyım, 28 yaşındayım.

İlk iş deneyimim süt sığırcılığı işletmesi olan küçük yerel bir çiftlikte başladı. Çiftliğe giderken ki yolculuğumda bilmediğim bir yerde bir kadın olarak işe başlayacak olma fikri korku duygumu tetikledi. Ardından hızla cesaretim kırıldı. Tam özgüven de beni terkediyordu ki mesleğe duyduğum sevgi ,başarma arzusu, azim ve hırs dürttü beni. Hem ne de olsa büyüklerin dediği gibi “çiftçi kökenliydik” biz. Birbirimizin dilinden anlardık, ne kadar zor olabilirdi ya da ne kadar dış görünüşüme, fiziki özelliklerime ve cinsiyetime bakılarak yargılanabilirdim ki ? Hem pratiğim çok olmasa da literatür bilgim iyiydi üniversite de hocalarımız mesleki literatür bilgilerini herkesin anlayabileceği şekilde aktarmayı gerek yazılı gerekse sözel olarak öğretmiş, pekiştirmişlerdi. Bunları kendime hatırlatarak özgüven duygumu tazeledim kendime güvenen dik bir duruş sergilemem gerektiğini farkettim. Tüm korkularımı bir süreliğine de olsa rafa kaldırdım. Hemen parmağıma takmış olduğum yüzüğü çıkartıp cebime attım. “Senin dik bir duruş sergileyebilmen için bu yüzüğe, nişan yüzüğünün koruyucu bir alan yarattığı yanılgısına, uzak durulasıdır yaftalarına ihtiyacın yok! Bu hiçbir niteliği olmayan yüzük senin zırhın değil, olamaz! Ancak sen kendinin zırhı olabilirsin” dedim. Ve ilk iş maceram başlamış oldu.

Sabah 06.00’da başlayan mesaim akşam 22.00, bazen de 23.00’da bitiyordu. Öğrenme hevesim, hırsım ve azmim beni tetikliyordu, yılmıyordum. Bedenen çok yoruluyordum fakat pes etmek istemiyordum. İşletme sahibi bu durumdan oldukça memnundu. İlk aylığımı aldığımda oldukça cüzi bir rakama çalışıyor olduğumu farkettim (babamın tembihleri üzerine ilk başta maaş konusunu konuşmamıştım). Öğrendiklerim bana kâr diyerek hiç bu cüzi rakama takılmadım. Sonrasında çiftlikte çalışan tek kadın ziraat mühendisi olarak dışlandığımı çalışma süremle ilgili iddialara girildiğini farkettim; “bahse giriyorum ki en fazla 1 ay ,yok abi 10 gün daha dayanır sonra çeker gider. Büyük şehir loca kızı bu, ne işi var buralarda? Yapamaz dayanamaz ve gider” arkamdan söyledikleri şeyler bunlardı. Her cümlelerinin sonuna “gidecek” diye eklemeyi de unutmuyorlardı. Bunları söyleyenler elbette fiziğine, gücüne fazlasıyla güvenen erkek çalışma arkadaşlarımdı. Bu sektör onlara göre bir işti yani erkek işi. Fakat bu söylemler beni daha da kamçıladı her şeyi öğrenmek istiyordum ve ne olursa olsun benim cümlemin sonu “gitmek” ile bitmeyecekti. İşletme müdürümüz veteriner teknisyeniydi. Fakat sorduğum mesleki sorulara tatmin edici yanıtlar alamıyor, yanıt alamamış olmamın yanında tersleniyor ötekileştiriliyordum. Bir süre sonra çiftlikte ilaç getirip götürdüğümü, sadece sağımlarda, buzağıların süt ile beslenmesinde görev aldığımı ve ziraat mühendisi olmanın çok dışında görevlendirildiğimi farkettim.
Yem yapımını yakından görmek, rasyonu incelemek istediğimde aldığım yanıt beni oldukça hayal kırıklığına uğrattı: “Yemi senelerdir bizim Ahmet amca hazırlıyor, sana gerek yok!” O an 4 yıl lisans okumuş 1 yıl da yüksek lisans yapmış olmamın hiçliğini, mesleğin bu kadar değersizleştirilmiş olmasını ve bir kadın olarak ötekileştirildiğimi zihnimde ve kalbimde hissettim. Fakat yine de pes etmedim. Başarılı olmak için ilk önce eksikleri görmekle başlamalıydım bir bütünü parçalara ayırıp her bir parçasında ki eksikleri bulmalıydım. Tüm gün bütün ahırları gezip tüm eksikleri not ediyor, “iyi olan zaten iyidir daha iyi olması için eksiklikleri bulmalıyım” mottosuyla ilerliyordum. Ardından elimde ki doneleri sunuyor daha iyi bir hayvan yetiştirme-besleme, verim sağlama ile ilgili çözümler üretmeye çalışıyordum. Fakat bu da ters tepti ve ben de bir şok etkisi yarattı. Bu konuda da aldığım cevap “yahu senin bu dediklerin kitaplarda, biz gerçek hayattayız. Pratikte böyle şeyler yok. Bak şimdi sen ilaç odasına git kap oradan bir Nervit( b grubu vitamin) getir buraya fazlasını istemiyoruz ki biz” şeklinde oldu.
İlk iş deneyimim 8 ay 10 günün sonunda bitmiş oldu. Mesleğimi icra edebilme konusun da belki başarısız oldum, 8 ay boyunca azmimin, çabamın ve mesleğe yeni başlayan bir mühendisin duyduğu heyecanın karşılığını yok sayılmak ve ayrımcılığı maruz kalmak olarak almış oldum. Belki de yanlış giden düzeni değiştiremedim ,önyargıları yıkamadım fakat başardığım bir şey vardı; bahisler ortaya konulmuştu “1ay mı? 10 gün mü?” En azından hakkımda bahse tutuşan erkek arkadaşlarımın kaybetmesini sağlamış oldum. Çünkü ben iddia ettiklerinin aksine tam 8 ay 10 gün kalmıştım bu çiftlikte, kazanan yine de bendim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir